• Document: Tanımlarla Politikleşen Psikoloji: Öznellik ve Politiğin Psikolojikleştirilmesi
  • Size: 124.28 KB
  • Uploaded: 2019-05-17 16:22:59
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

Tanımlarla Politikleşen Psikoloji: Öznellik ve Politiğin Psikolojikleştirilmesi Barış Özgen Şensoy Güneş Kayacı Zeynep Gülüm Baran Gürsel İpek Demirok 80 sonrasında ortaya çıkan liberal politikaların sonucunda, “benlik” ve “bireysellik” gibi kavramlar yeniden tanımlandı ve ön plana çıkarıldı. Aynı zamanda, sistem içeri- sinde nasıl dolaşımına gireceği önemli oranda belirlendi. İnsan, kendi kendine yatırım yapan, “kendine has” özellikler yaratan ve bunlar aracılığıyla öne çıkan, bireysel bece- rilerini paraya dönüştürmekten çekinmeyen, her zaman ve her koşulda güçlü ve hırs- lı biri olarak tanımlanıp, yeni bir yaşantı biçimi arzulanır kılındıkça, psikolojinin pra- tik uygulamaları önem kazanmış oldu. Psikoloji de bu yeni insan anlayışının meşrulaş- tırılmasında ve doğallaştırılmasında sık sık atıfta bulunulan bir disiplin haline geldi. Psikolojinin İnsanına Dair Psikoloji insan deneyimini araştırır: Davranışın ve zihnin bilimi olarak tanımlanır. Çoğu zaman bireyi yalıtılmış bir şekilde incelediğini iddia eder ve bu iddiası aracılı- ğıyla toplum içindeki diğer söylemlerle ilişkilenir. Psikolojinin söylediklerinin, insanı toplumsallığından uzak, diğer bir deyişle insanı “olduğu gibi” (as such) anlayabilen bir disiplinin söylediklerinin kabul edilmesi bile psikoloji disiplinin politik konumunun belirlenişinde önemli bir varsayımdır. Psikoloji yalnızca dünyayı anlayan bir disiplin olarak düşünülemez; dünya içerisinde anlamlandırılır ve kurgulanır da. Hem sosyal bir gerçekliğin ürünüdür; hem de sosyal bir gerçekliğin oluşturulmasında bir araçtır. Hem sosyal gerçekliklerden etkilenir; hem de gerçek olanın belirlenmesinde aktif bir rol oynar. Hem disipline edilmiştir, hem de disipline edicidir. Psikoloji kurgulanışı itibariyle dış dünyayı anlamaya hazır, bilme, algılama ve hisset- me konusunda bir problemi olmayan bir özneyi varsayar. Bu özne Kartezyen bir öz- nedir; çünkü deneyimi dünyadan ayrıştırılmıştır ve psikolojinin icat ettiği metodolo- ji aracılığıyla deneyimi ölçülebilmekte ve bu ölçüm hakikati yansıtabilmektedir (psi- kolojinin öznesinin ontolojik ve epistemolojik konumuna dair bir tartışma için bakı- nız, Arkonaç, 1999). Dünya ile arasına bu kadar net sınırlar kabul çekilmiş ve varlığı 70 ELEŞTİREL PSİKOLOJİ BÜLTENİ, SAYI 3-4, EYLÜL 2010 kendiliğinden menkul bu özne tahayyülü, akla Descartes’ı getirse de; insan deneyimi- nin sosyal dönüşümü bu açıdan psikolojinin ortaya çıkışında belirleyici olarak değer- lendirilebilir. Psikanaliz, psikolojiden farklı bir özne ortaya koysa da, metodolojisi ve temel varsa- yımları psikolojininkinden farklı olsa da, psikolojiyle çeşitli noktalarda benzeşir. Bu benzerlikler yalnızca deneyimi anlama ve adlandırma iddiası noktasında değildir; iki- si de deneyimi anlayacak araştırmacının kendini dış dünyadan, toplumsal ilişkilerden yalıtmayı başarmış bir uzman olmasını bekler. Wundt’un 10 bin içebakış yapmış psi- kologu (Schultz & Schultz, 2008), uyaranı doğru anlayabilecek; analizden geçmiş psi- kanalist ise transferansın ortaya çıkmasını sağlayabilecek ve katharsis’e dönüştürebi- lecek birer teknikerdir. Psikolojinin içinde gelişen akımlar da, psikolojinin insanı tekil bir varlık olarak alma- sının ortaya çıkardıklarını tartışma konusu yapmıştır daha sonrasında. Sosyal olgu- ların sosyal olmayan biçimlerde açıklanmasına karşı, bilişselcilik insanın dünyaya ait yaklaşım ve düşüncelerini de hesaba katmayı önerir. Sosyal inşacılar ise, bilgiyi dış dünyaya ait bir gerçeklik olarak düşünmek yerine, toplulukların kendi üretimleri ola- rak alır ve araştırma alanı olarak zihni değil, söylemi incelemeyi ön plana koyar (Ar- konaç, 1999). Marx, kapitalist üretim ilişkilerinin temel bir unsuru olarak işçinin saf emek haline gelmesinden bahsetmişti. Eskiden topraktan ve feodal ilişkilerden bağımsız olarak düşünülemeyen insan, artık saat başına ücretlendirilmiş emeğini istediği fabrikaya satıyordu ve bunun sonucunda hayatını sürdürmeye devam edebiliyordu. İnsan dene- yiminin temel bir parçası olan emek insandan yalıtılarak, ölçülebilir bir “şey” haline dönüştürülmüştü. Emeğin toplumsal hayatta ölçülebilir ve metaya dönüştürülebilir bir şey olarak gerçekleşmesi, insan deneyiminin de sınıflandırılabilir ve karşılaştırıla- bilir olduğunu düşünen psikoloji disipliniyle uyumluluğu dikkat çekicidir. Bu açıdan, psikolojinin varsaydığı özne metodolojik bir tercihin ötesinde bir duruma işaret eder; araştırdığı insan, kapitalist ilişkilerin var ettiği yeni insanla da uyumludur. Kapitalin ve iktidarın içinde psikoloji Psikoloji ve psikanalizin insana dair kavramsallaştırmaları, bu bilgilerin uygulanma

Recently converted files (publicly available):