• Document: İMANIMIZA YEDİ AŞI. Nureddin Yıldız Hocaefendi nin tarihli (17.) Hayat Rehberi dersidir.
  • Size: 396.81 KB
  • Uploaded: 2018-12-06 19:06:13
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

İMANIMIZA YEDİ AŞI Nureddin Yıldız Hocaefendi’nin 04.11.2007 tarihli (17.) Hayat Rehberi dersidir. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdüli’llah. Vessalatu vesselamu ala Rasulillah. Kardeşler, Bir insan Müslüman olduktan sonra, mümin Müslüman olduğunun şuuruna erdikten sonra Allah o kulunu nasıl olsa Müslüman oldu diye kurtulmuşlar bölgesine koymuyor. Her insan son nefesini Rabb'ine teslim edinceye kadar kırmızıçizginin üzerinde dolaşıyor. Ahmed bin Hanbel rahmetullahi aleyh bu ümmetin büyük insanlarından birisi ağır hastalıkları içerinde kıvranıyor. Vefat edeceği günlerden birisinde hem sayıklıyor hem de işte zikirler yapıyor. Bu esnada çocukları ne diyor babamız diye merak ediyorlar "yok, yok, yok" diyor, anlıyorlar. Ayıldığı bir saatte "baba" diyorlar, sayıklarken "yok, yok diyordun kime diyordun bu lafı ne diyorsun?" diye sormuşlar. Demiş ki "çocuklar şeytan geldi, Ahmed benden kurtuldun gidiyorsun dedi bana" diyor. "Yok, henüz nefeslerim bitmedi senden kurtulamadım dedim" diyor. Bizim Müslüman olmamız elhamdülillah, iman ehli olmamız imtihanımızın bittiğini, imanımızın garantili olduğunu göstermez. Herkes son nefesine kadar imanını koruyacak tedbirleri almak mecburiyetindedir. Nasıl biz iman edince Allah bir kulum cennete girecek diye seviniyor. Biz iman ehli olduğumuz için de şeytan tepinip duruyor, bir kişi daha kaybettim diye üzülüyor. O kaybettiği bir kişiyi tekrar geri kazanmak için uğraşıyor. Kendisi uğraşıyor, insanlardan kullandığı elemanlarını uğraştırıyor. İman, yirmi dört saat muhafaza edilmesi gerekir can gibi. Nasıl bünyemizdeki can bizde duruyor ama her tehlikeye karşı biz onu korumak zorunda hissediyoruz kendimizi, imanımızı da garantide bilemeyiz. Sadece peygamberlerin aleyhimüsselam imanları yaptıkları işler Allah'ın garantisi altındadır. Onun dışında Ebubekir bile radıyallahu anh vefat ederken meşhur sözü neydi arkadaşlar? Ne mutlu sana Peygamber dostu olarak ahirete gidiyorsun dendiğinde "değil, değil baş başa gitmeye razıyım" diyordu baş başa gitmeye razıyım. Ne demek başa başa gitmeye? Yani "sevap filan istemem cehenneme girmeyim yeter" diyor. İmanını kurtarmış olmayı büyük bir kazanç olarak görüyor. Kardeşler, bir Müslümanın düşebileceği en büyük tuzaklardan birisi kendisini garantide hissetmesidir. Eski ulemamızın ifadesiyle Müslüman korku ile umut arasında yaşar. Ödü patlar imanım kaybolacak diye, lakin gökler kadar geniş bir umut taşır Allah beni cennete kovacak diye. Hazreti Ömer radıyallahu anhın meşhur bir sözü vardır diyor ki "kıyamet gününde Allah dese ki herkesi cennete koyacağım ama bir kişiyi cehenneme koyacağım dese o benim diye ödüm patlar diyor. Dese ki herkes cehennem girecek bir kulumu cennete koyacağım o benim diye umut dolu olurum" diyor. İman budur kardeşler. İnsanın yani sakal bıraktı diye, hacca gitti diye kendisini garantide görmesi, başörtüsü taktı diye kendisinin Müslümanlığını garantide görmesi düşebileceği ilk tuzaktır. Hacca gittiysen şeytan seninle özel ilgilenecek demektir. Hacca gittiği halde bataklığa düşen biri haline getirecek seni. O daha kazanıyor o zaman, daha lüks bir yatırım yapmış oluyor. Hafız mısın? Seninle daha çok uğraşır. Çünkü normal bir insan bankadan faiz alsa normal bir faiz günahına girmiş olur. Bir hafıza bir kuruş faiz yedirse o gün sevincinden uçar şeytan hafıza bile bu haramı işlettim der. Onun için imanımızın en büyük düşmanı olan şeytanın tehdidi altında olduğunu bilmemiz lazım. Ne sakalımız, ne Ramazanımız, ne haccımız, ne kıldığımız namazlarımız imanımızın elden gitmeyeceğinin garantisi değildir. Kaldı ki kardeşler, bizim yaşadığımız Müslümanlık küfürle iç içe bir Müslümanlıktır. Medine-i Münevvere'deki Ashabı Kiram gibi Müslümanlar bir kenarda kâfirler zaten dışarı çıkmışlar Peygamber namaz kıldırıyor, Bilal ezan okuyor, günah yok, haram yok, kadınlar bir kenarda, erkekler bir kenarda. Böyle bir şey yok. Biz İslam'ın en büyük düşmanları olan kavramlarla faizle, müzikle, haram içeceklerle bir arada bir Müslümanlık yaşıyoruz. Namaz kıldığımız camilerin yanı başında meyhaneler var. Ezan okunurken ezanın sesini bastıran davul sesleri var. Bizim Müslümanlığımız kâfirle küfürle şirkle tuğyanla yan yana bir Müslümanlık. Küfürle komşu olarak yaşamak zorunda kaldık. Dolayısıyla herhangi bir sahabinin Medine-i Münevvere'de güllük gülistanlık bir hayat yaşayan bir sahibinin durumu gibi değiliz biz. Kaldı ki onlar da kendilerini tehlikede hissettiler. Son nefeste la ilahe illallah deyip ölmeyen kimse kendisini garantide hissetmedi. Bu şuuru kardeşler taşımazsak ilk darbeyi yemiş oluruz şeytandan. Kış günü karlı fırtınalı bir günde atletle sokağa çıkan bir insan gibi olmuş oluruz. En azından biz kışa karşı, soğuğa karşı

Recently converted files (publicly available):