• Document: Örgütlü'Bir'Suç'Olarak'' Savaşmak've'Devlet'Kurmak'
  • Size: 326.15 KB
  • Uploaded: 2019-03-24 11:03:25
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

Örgütlü'Bir'Suç'Olarak'' Savaşmak've'Devlet'Kurmak' Charles(Tilly( Çeviri: S. Erdem Türközü - Eren Buğlalılar Uyarı&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& Himaye sağlamak karşılığında toplanan haraçlar örgütlü suçun en pürüzsüz halini temsil ediyorsa, o halde savaşmak ve devlet kurmak –himaye haracının ta kendisi ile meşruiyetin sağladığı avantajı bir araya getirmek– örgütlü suçun elimizdeki en büyük örnekleridir. Tüm generalleri ve devlet adamlarını katil ya da hırsız olarak damgalamaksızın, bu analojinin değerini vurgulamak isterim. En azından geçmiş birkaç yüzyılın Avrupa deneyimi söz konusu olduğunda, toplumsal sözleşme fikri, ordu ve devlet yöneticilerinin istekli tüketicilere hizmet sunduğu bir serbest pazarın varlığı fikri, belirli bir yönetim türünün toplumun paylaştığı normlarla beklentilerden çıktığı fikri gibi başlıca alternatiflere kıyasla, savaşanları ve devlet inşa edenleri baskıcı ve kendi çıkarları peşinde koşan girişimciler olarak resmetmek bizi olgulara daha çok yaklaştırır. İlerleyen satırlardaki düşünceler, Avrupa deneyiminin birkaç yüzyılına bakarak savaşmanın ve devlet kurmanın örgütlü suça nasıl benzediğini sergileyip, bu deneyimin altında yatan değişimin ve çeşitlemelerin ilkelerine dair deneme mahiyetinde iddialar sunacak. Düşüncelerimin kaynağı zamanımıza ilişkin kaygılardır: Savaşın yıkıcılığı artıyor; yoksul ülkelere silah ve askeri teşkilat sağlayan büyük güçlerin rolü çoğalıyor; yine aynı ülkelerde askeri yönetimin önemi büyüyor. Bu düşünceler, Avrupa deneyiminin doğru bir biçimde anlaşılması halinde, günümüzde olup bitenleri kavramamıza, hatta belki de bu konuda bir şeyler yapmamıza yardım edebileceği umudundan doğuyor. Yirminci yüzyılın Üçüncü Dünyası, onaltıncı ya da onyedinci yüzyıl Avrupası’na o kadar da benzemez. Basitçe Avrupa ülkelerinin geçmişine bakarak Üçüncü Dünya Siyasol.org - Referans Kütüphanesi | Haziran 2015 1 Ülkelerinin geleceğini okuyamayız. Yine de Avrupa deneyimini dikkatle incelemek fayda sağlayacak; bize, zora dayalı sömürünün Avrupa devletlerinin oluşumunda büyük bir rol oynadığını gösterecektir. Zora dayalı sömürüye karşı halk direnişinin müstakbel iktidar sahiplerini himayeye ve eylemlerini sınırlandırmaya zorladığını ortaya koyacaktır. Bu nedenle, böyle bir araştırma günümüzün Üçüncü Dünyası ile geçmişin Avrupası arasında üstü örtük olarak yapılan hatalı karşılaştırmaları bertaraf etmemize yardımcı olacaktır. Böyle bir netleştirme, günümüz dünyasının tam olarak nasıl farklı olduğunu ve dolayısıyla neyi açıklamamız gerektiğini anlamayı kolaylaştıracaktır. Askeri örgütlerin ve askeri eylemin ufukta kendini gösteren dünya çapındaki varlığını açıklamamıza yardımcı bile olabilir. Bunu yapabilmek beni mutlu ederdi, ama öyle büyük bir şeyi vaat etmiyorum. O halde bu metin, örgütlü şiddet araçlarının, ulusal devletler olarak adlandırdığımız bu nevi şahsına münhasır yönetim biçimlerinin büyümesindeki ve değişmesindeki yeriyle ilgilenir. Ulusal devletlerden kasıt, memurlarının geniş, bitişik bir toprak parçasında ikamet eden nüfus içerisindeki belli başlı yoğunlaşmış şiddet araçlarının denetimi üzerinde az çok başarılı bir biçimde hak iddia ettiği, görece merkezileşmiş, farklılaşmış örgütlerdir. Tartışmanın kaynağı, Batı Avrupa’daki ulusal devletlerin oluşumu, özellikle 1600 sonrası Fransız devletinin büyümesi üzerine yapılan tarihsel çalışmadır. Ancak bilerek bu çalışmadan birkaç adım uzaklaşır; döner ve kuramsal zeminden ona dikkatle bakar. Argümanım beraberinde birkaç açıklama getirmekle birlikte, kanıt sayılabilecek pek bir şey sunmaz. İnsanın yolda geçen birkaç günden sonra aceleyle doldurulmuş bir sırt çantasını yeniden düzenlenmesi gibi –çöpleri atar, içindekileri önem sırasına göre dizer ve yükü dengelersiniz– ben de yaklaşan tırmanış için kuramsal bagajımı yeniden düzenledim. Bu yeni düzenlemenin isabetli olup olmadığı ancak yola düştükten sonra sınanacak. Argümanımı kırparak özetleyecek olursam, savaşmanın ve devlet kurmanın birbirine bağımlı olduğunu ve bu süreçler ile, daha az başarılı ve daha küçük ölçekli olduğunda örgütlü suç olarak adlandırdığımız şey arasında bir benzerlik olduğunu söylüyorum. İddiam devletleri kuran şeyin savaş olduğudur. Haydutluk, korsanlık, çete bölgeleri arasındaki husumet, polislik yapmak ve savaşmak, bunların tümü aynı sürece aittir; bir iddiam da bu.

Recently converted files (publicly available):