• Document: Dr. Nazire ERBAY. Bayburtlu Zihni Divanı
  • Size: 905.98 KB
  • Uploaded: 2019-03-24 09:11:19
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

Dr. Nazire ERBAY Bayburtlu Zihni Divanı 2014 © 2014 Bayburt Üniversitesi Rektörlüğü Bu eserin tüm yayın hakları, Bayburt Üniversitesi Rektörlüğü’ne aittir. Yayıncının yazılı izni olmadan kısmen veya tamamen basılamaz, çoğaltılamaz ve elektro- nik ortama taşınamaz. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Bu kitapta yer alan tüm yazıların dil, bilim ve hukuk açısından sorumluluğu yazarına aittir. Eser Adı: Bayburtlu Zihni Divanı Bayburt Üniversitesi Yayınları 6 ISBN: Tasarım & Baskı: Zafer Ofset Yenikapı Cad. No:1 25100 Yakutiye / Erzurum Tel: 0442 234 22 85 Faks: 0442 233 69 52 Bayburtlu Zihni Divanı TAKRİZ Milletlerin edebiyatları daha başlangıçta yani iptidâî hallerinde iken bir bütün olarak ortaya çıkarlar. Daha sonraları toplumun gelişmesi ve tabakalarında kültü- rel farklılıkların oluşması nedeni ile ilkin sun’î olarak bölünürler. Toplum zamanla genel olarak avam ve havas olarak ikiye ayrılır. Tabir yerinde ise avamî edebiyatı halk şairleri havâs edebiyatını ise okumuş şâirler oluşturur. Hatta bunların içinde de muhtelif tabakalar oluşur. Bu farklılık zamanla daha çok açılır. Havas edebiyatı gitgide, halktan ayrılır. Aralarında ortak unsurlar azalır. Bazı toplumlarda bu ta- bakalar birbirine yabancı olur ve bunlar birbirini küçümser bir vaziyet alır. İşte bizim Osmanlı Edebiyatında da yukarıda belirtilen hususlar nisbeten gö- rülmektedir. Divan şairleri XVII. yüzyıldan önce halk şairlerini küçümsemişlerdir. Hatta bu durum bu yüzyılda da az da olsa sürmüştür. Ancak bu yüzyıldan itibaren bu iki edebiyat katmanın yavaş yavaş birbirine yaklaşmaya başladığını görüyoruz, Mahallileşme düşüncesi nedeniyle de halk şâirleri, divan şâirlerine, divan şairleri de halk şairlerine özenirler. Halk şârleri aruz vezniyle divan tarzı şiirler kaleme alırlar ve hatta bazılarının şiirlerinin divan ismi altında toplandığı görülür. Divan şâirlerinin bazıları da hece vezniyle koşma yazarlar ve bu şiirlerini divanlarına da alırlar. İşte Bayburtlu Zihnî de hem halk hem divan tarzında şiirler yazmış meşhur şairlerden biridir. Onun halk tarzı şiirleri çok az olmasına rağmen, daha çok halk şâiri olarak tanındığını görüyoruz. Halbuki Bayburtlu Zihnî’nin divan tarzı şiirleri daha ziyade ve hacimli bir divanı olmasına rağmen bu yönü unutulup gitmiştir. Bu- nun başlıca sebeblerinden biri şairin yaşadığı dönemde divan edebiyatının gücünü yitirmesi ve diğeri ise Osmanlının son dönemlerinde toplumun batılı değerlere yönelmesi dolayısıyla edebiyatında batı edebiyatını örnek almasıdır. Bu nedenle Bayburtlu Zihnî’nin divanı ve bu tarz şiirleri pek rağbet görmemiştir. Ayrıca Zih- nî, çeşitli yönleri olan ve renkli bir şahsiyete sahip olduğu için şöhreti memleketini aşarak bütün Osmanlı ülkesinin kültür merkezlerine ulaşmıştır. Bu bakımdan da dikkate değer ve eserlerinin üzerinde durulması gereken bir şahsiyettir. Değerli öğrencilerimden biri olan Yrd. Doç. Dr. Nazire Erbay, Bayburtlu Zih- nî’nin divan tarzında yazdığı şiirlerini topladığı Bayburtlu Zihnî Divanı’nı yeni harflere olduğu gibi aktararak günümüz okuyucusuna takdim etmiştir. Bu vesi- le ile klasik edebiyatımız ile çağdaş edebiyatımız arasında bir köprü kurmuştur. Bu yönden kendisini tebrik ederim. Kültür haritamızın sağlıklı bir şekilde tesbit edilebilmesi bu tür çalışmaların yoğunluk kazanması ile mümkündür. Bugün biz millî bir Rönesans ortaya koymamız için günümüz aydınlarının hem klasik, hem de çağdaş kültürü bilmesi ve bunları harmanlayarak ortaya yeni mahsullerin çık- ması için ortam hazırlaması gerekir. Ancak o zaman çağdaş medeniyet seviyesine ulaşabiliriz. Kıymetli öğrencim ve genç bilim insanlarımızdan biri olan Yrd. Doç. Dr. Nazi- re ERBAY, böyle güç bir çalışmanın üstesinden geldiği için kendisini tekrar kutlar ve yeni çalışmalarını beklerim. Prof. Dr. Turgut KARABEY / Erzincan 2014 ÖNSÖZ Küreselleşmenin uzak mesafeleri yakın etmesinin yanında toplumlararası pay- laşımları, yakınlaşmaları arttırdığı muhakkaktır. Modern anlatı, bu etkileşimden nasibini alarak kendi çizgisi içinde bir takım evrilmelere uğramış hâlihazırda de- ğişim ve gelişim belli oranlarda devam ederken değerlendirmeler de özel ve genel anlamda devam etmektedir. Modernizmi kendi içinde farklı şekillerde yaşayan Türk şiiri şüphesiz yoktan var olmamış, Türk milletinin yeryüzündeki mevcudi- yetinden beri yüzyıllardır varlığını değiştirip geliştirerek sürdürmüştür. Bu bakışla Türk şiirinin tarihi macerası incelenirken bu hususlar göz önünde bulundurulup, eskiye daha doğrusu klasiğe dönerek, kü

Recently converted files (publicly available):