• Document: Samantha Young - Dublin Caddesi
  • Size: 2.15 MB
  • Uploaded: 2018-10-16 13:10:20
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

Samantha Young - Dublin Caddesi www.CepSitesi.Net Sorry County, Virginia Sıkılmıştım. Kyle Ramsey dikkatimi çekebilmek için sandalyemin arkasını tekmeleyip duruyordu. Ancak bu çocuk daha dün en yakın arkadaşım Dru Troler’in sandalyesini tekmeliyordu ve ben Dru’nun üzülmesini istemezdim. Kyle’dan çok hoşlanıyordu. Ben de Bay Evans tahtaya yeni bir denklem yazarken Dru’nun yanımda defterinin köşesine milyonlarca minicik kalp çizişini seyrettim. Aslında gerçekten dikkatimi derse versem iyi olacaktı çünkü matematiğim çok kötüydü. Annemle babam lise birin ilk döneminde bir dersten kalırsam çok üzülürlerdi. “Bay Ramsey, tahtaya gelip bu soruyu cevaplamak ister misiniz, yoksa Jocelyn’in arkasında durup sandalyesini biraz daha tekmelemeyi mi tercih edersiniz?” Sınıftan gülüşmeler yükseldi, Dru da suçlarcasma bana baktı. Kaşlarımı çatıp öfkeyle Bay Evans’a gözlerimi diktim. “Ben burada kalayım Bay Evans, bir sorun olmazsa,” dedi Kyle şımarık bir kibirle. Gözlerimi devirdim, ensemde bakışlarının sıcaklığını hissetmeme rağmen dönüp bakmadım. “Aslında sana fikrini sormadım Kyle. Buraya gel.” Kyle homurdanarak kaderine razı olurken kapı vuruldu. Müdürümüz Bayan Shaw’un kapıda görünmesiyle bütün sınıf donakaldı. Müdürün sınıfta ne işi vardı? Bu tek bir şeye işaretti: bir soruna. “Oha,” dedi Dru sessizce, yüzümü asıp ona döndüm. Kapıya doğru başıyla işaret etti. “Polislere bak.” Şoka girmiş bir şekilde döndüm ve Bayan Shaw’un Bay Evans’a mırıl mırıl bir şey söylediğini gördüm. Kapının ardında, koridorda gerçekten iki polis memuru dikiliyordu. “Bayan Butler.” Bayan Shaw’un sesi beni tokat gibi kendime getirdi. Bana doğru bir adım atınca yüreğim ağzıma geldi. Gözlerinde bitkin ve anlayışlı bir ifade vardı, o an kadından ve bana söylemeye geldiği şey her ne ise ondan kaçmak istedim. “Benimle gelebilir misin? Eşyalarını da al.” İşte sınıftan tam bu anda ooo, aaa gibi sesler çıkması ve insanların başımın ne kadar belada olduğunu birbirlerine fısıldaması gerekirdi. Ancak onlar da benim gibi, meselenin benim başımı “belaya sokmuş olmam” olmadığını hissetmişlerdi. Koridorda beni bekleyen haber her ne ise, sınıf arkadaşlarım bununla ilgili olarak benimle alay etmeyeceklerdi. “Bayan Butler?” Adrenalin yükselmesinden titremeye başlamıştım ve kulaklarımın çınlamasından hocayı zor duyuyordum. Anneme bir şey mi olmuştu? Ya da babama? Ya da küçük kardeşim Beth’e? Annemler çok yoğun geçen bir yaz sonrasında bu hafta kafa dinlemeye karar vermişlerdi. Bugün Beth’i pikniğe götüreceklerdi. “Joss.” Dru beni dürtükledi, dirseği koluma değer değmez ayağa fırladım, sandalyem geriye doğru kayarken resmen çığlık attı. Hiç kimseye dönüp bakmadan masamda ne var ne yoksa çantama tıkıştırdım. Sınıfta pencerenin çatlak pervazından sızan soğuk rüzgârlar gibi fısıldaşma-lar başlamıştı. Beni bekleyen şeyle karşılaşmayı hiç istemesem de o sınıftan çıkmam gerekiyordu. Nasıl olduysa yürümeyi becerip müdürü takip ettim ve Bay Evans’m kapıyı ardımdan kapadığını duydum. Hiçbir şey söylemedim. Sadece Bayan Shaw’a ve iki polis memuruna döndüm, soğuk bir şefkatle bana bakıyorlardı. Daha önce görmediğim bir kadın duvara yaslanmıştı. Ciddi ama sakin görünüyordu. Bayan Shaw koluma dokununca süveterimin üzerindeki eline baktım. Müdürle daha önce tek bir diyaloğum olmamıştı ve şimdi kolumu mu tutuyordu yani? “Jocelyn... bunlar Memur Wilson ve Memur Michaels. Bu da SHM’den Alicia Nugent.” Boş boş baktım. Bayan Shaw’un rengi attı. “Sosyal Hizmetler Müdür-lüğü’nden” Göğsüme bir korku saplandı, nefes almaya çalıştım. “Jocelyn,” diye devam etti müdür. “Sana bunu söylemekten çok büyük üzüntü duyuyorum ama... annen, baban ve kardeşin Elizabeth bir kaza geçirmişler.” Bekledim, kalbim sıkışıyordu. “Hepsi kaza anında gitmiş Jocelyn. Başın sağ olsun.” Sosyal Hizmetler’den gelen kadın bana doğru bir adım atıp konuşmaya başladı. Ona baktım ama tek görebildiğim üzerindeki renklerdi. Tek duyabildiğim boğuk bir sesti, sanki birisi yanı başımızda bir musluk açmıştı ve gürül gürül su akıyordu. Nefes alamıyordum. Panikle bir şeye uzandım, nefes almamı sağlayacak herhangi bir şeye. Birileri beni tuttu. Sakin mırıltılar. Yanaklarımda ıslaklık. Dilimde tuz tadı. Ve kalbim... adeta patlamak üzereydi, öyle hızlı atıyordu ki. Ölüyordum. “Nefes al Jocelyn.” Ben bu talimata odaklanana kadar sözler kulağımda çınladı, çınladı. Bir süre sonra nabzım yavaşladı ve ciğerlerim açıldı. Gözümün önündeki parlak noktalar kaybolmaya başladı. “İşte böyle.” Bayan Shaw fısıldıyor, sıcak bir el sırtımı sıvazlıyordu. “Aferin.” “Biz gidelim.” Sosyal Hi

Recently converted files (publicly available):