• Document: Osman Sevim - Nasreddin Hoca Fıkraları.
  • Size: 1.01 MB
  • Uploaded: 2018-11-27 06:12:57
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

Osman Sevim - Nasreddin Hoca Fıkraları www.CepSitesi.Net NASREDDİN HOCA (1208- 1284) Sivrihisar’ın Horto köyünde doğmuştur. Babası, aynı köyün imamı Abdullah Efendi idi. İlköğrenimini babasından alarak Arapça ve din bilgilerini öğrendi. Kur’an’ı hıfzetti. Ay­rıca çevrede etkili hocalardan dersler aldı. Konya Medre-sesi’nde eğitimini tamamladı. Sivrihisar ve Akşehir’de köy hocalığı, imamlık, müderris­lik, kadılık yaptı. Akşehir’e yerleşip orada öldü. Aynı yerde türbesi vardır. Evliya Çelebi, Nasreddin Hoca hakkında şöyle der; Akşehir’de büyük din adamı ve değerli zat ‘El-Mevla Hazret Şeyh Hoca Nasreddin’in kabri vardır. Kendisi Akşehirlidir. Gazi Hü-davendigar’a yetişip, Yıldırım Han zamanında şöhret bulmuştur. Fa­zilet sahibi olup, hazırcevap, keramet sahibi, filozof, din ve dünya işlerini birlikte ve eksiksiz yürüten büyük bir zat idi. Timurlenk ile bir toplantıda bulunmuştur. Timur Han, O’nun şerefli sohbetlerin­den hoşlanırdı. Bu sebeple, o büyük bilginin hatırı için Akşehir’i yağma ettirmemiştir. Büyük Hoca’nın sözleri ve latifeleri, bütün li­sanlarda atasözü olarak söylenir.(...)Yıldırım Han’ın vefatından sonra, Çelebi Sultan Mehmet zamanında dünyadan göç etmiştir. Ak­şehir dışındaki kubbeli türbesine defnolunmuştur. Dört tarafı par­maklıkla çevrilidir. Allah rahmet eylesin. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan sev­gisi yüzünden söylentilerle karışmış, yer yer gerçek dışı nite­likler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ ile yakınlık kurduğu, kendi­sinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur’la konuştuğu, bir­kaç yerde birden göründüğü bile vardır. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca’nın diliyle kendi sesini duyurur. Yazıya geçirilmiş ilk Nasreddin Hoca hikâyesi 1480 tarihli Sarı Saltuk’un hayatını anlatan Ebul Hayr Rumi’nin Saltukna-mesi’de bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sul­tan ın şehzadeliği esnasında verdiği talimat üzerine Ebül hayr Rumi tarafından Saltukname yedi senelik bir çalışma sonu­cunda Türk sözlü geleneğinden toplanarak 1480 yılında ta­mamlanmış ve kitaplaştırılmıştır. Özhan Öztürk, Folklor ve Mitoloji Sözlüğünde Nasreddin Hoca nın Moğol işgali altında kıvranan Anadolu halkının ça­resiz yazgısının sembolü olduğunu, yazılı basının olmadığı bir dönemde yöneticiler ve kamu düzeninin eleştirisinin Hoca nın ağzından dile getirildiğini yazar. Fıkraların toplandığı eserlerden biri, Londra’da British Museum’da. Haza Terceme-i Nasreddin Efendi Rahme başlıklı yazma eserdir. Ancak bu eserdeki fıkraların bir kısmı, onun üslubuna ve tekniğine uymamaktadır. Nitekim eserin so­nunda bu durum: İşte Nasreddin Efendinin kibar-ı evliyadan (ev­liyanın büyüklerinden) olduğuna şek ve şüphe yoktur. Merhumun bu kıssalardan haberi var-yok böyle yazmışlar. Her kim okuyup ta­mamında bu merhumun ruhu için bir Fatiha bağışlarsa, Hak süb-hane ve teala ol kimsenin ahir ve akıbetini hayr eyleye şeklinde belirtilmiştir. Nasreddin Hoca fıkraları, batı dillerine de çevrilmiş ve bu dillerde hakkında önemli yayınlar yapılmıştır. Nasreddin Hoca dan, fıkralarından, ona maledilen nük­telerden günümüze pek çok deyim, telmih ulaşmıştır. Öyle ki bunların birçoğu halkımız tarafından atasözlerinden sayılır. * Acemi bülbül bu kadar öter. * Ağız torba değil ki büzesin. * Bindiğin dalı kesme. * Biraz da ben öleyim. * Buna değmiş, buna değmemiş. * Buyrun cenaze namazına. * Dağ yürümezse derviş yürür. * Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar. * El, elin eşeğini türkü çağırarak arar. * Fakirin malı gözünün önünde gerek. * Hâlâ bıraktığım yerde otluyorsun. * Her gün bayram olsa. * Işığı gören geliyor. * İnce eleyip, sık dokumak. * İpe un sermek. * Kabak tadı vermek. * Kazın ayağı öyle değil. * Kızoğlankız, altı aylık gebe. * Kör dövüşü. * Mavi boncuk kimdeyse, benim gönlüm ondadır. * Ölme eşeğim ölme. * Parayı veren düdüğü çalar. * Sermayeyi kediye yüklemek. * Sahibi ölmüş eşeği kurt yer. * Tavşanın suyunun suyu. * Testiyi kırmadan dövmek. * Umut şu dağın ardında. * Ya hiç sopa yemedin ya da sayı saymayı bilmiyorsun. * Ye kürküm ye.

Recently converted files (publicly available):