• Document: Samantha Young - Londra Caddesi
  • Size: 2.96 MB
  • Uploaded: 2018-10-16 13:04:15
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

Samantha Young - Londra Caddesi www.CepSitesi.Net Aşağı Londra Caddesi Edirıburgh, İskoçya Başımı kaldırıp karşımdaki sanat eserine baktım ve baktığım şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştım. Sanat eseri dedikleri şey biraz orasına biraz burasına gölge atılmış, farklı renklerdeki birkaç kareden ve çizgiden ibaretti. Bana bir yerlerden tamdık geliyordu. Cole’un üç yaşındayken benim için çizdiği ve daha sonra bir yerlere kaldırdığım resme inanılmaz derecede benziyordu. Gerçi binlerinin çıkıp da Cole’un resmine üç yüz yetmiş beş pound vereceğini pek sanmıyordum. Ayrıca, boyayla dolu bir trenin raylardan çıkıp devrildiği sırada tren yolunun kenarında duruyormuş gibi görünen bir tablo parçasına üç yüz yetmiş beş pound verecek insanın aklından da şüphe ederdim. Oysaki başımı çevirip de etrafıma baktığımda galeri-dekilerin çoğunun sanat eserlerinden hoşlandığını görebiliyordum. Belki de sanattan anlayacak kadar zeki değildim. Erkek arkadaşım için biraz daha sofistike görünmeye çalışarak düşünceli bir ifade takındım ve bir sonraki tabloya geçtim. Hemen yanı başımda, “Hımm, tamam, anlamıyorum.” dedi kısık, boğuk bir ses. Bu sesi nerede olsam tanırdım Amerikan aksanıyla söylediği kelimeler, sesin sahibi neredeyse altı yıldır Iskoçya’da yaşadığı için edindiği şivenin kıvrak ve daha keskin sessiz harfleri arasına tek tük dağılıyordu. En yakın arkadaşım Joss’u görmek için başımı indirdiğim sırada üzerime bir rahatlık çöktü. O akşam ilk defa gerçekten gülümsedim. Jocelyn Butler, lafını esirgemeyen, bayağı cesur Amerikalı bir kızdı ve Club 39 isimli epey fiyakalı bir barda benimle birlikte barmenlik yapıyordu. Club 39, şehir merkezindeki en ünlü sokaklardan biri olan George Sokağı’nda, bodrum katında bir bardı ve beş yıldır birlikte çalışıyorduk. Boy fakiri arkadaşım, bir tasarımcının elinden çıkmış gibi görünen siyah elbisesi ve ayağındaki Louboutin’le-riyle çok seksi görünüyordu. Tıpkı erkek arkadaşı Bra-den Carmichael gibi. Eli, sahiplenici bir tavırla Joss’un belinin hemen altında duran Braden, Joss’un arkasında dikiliyor ve çevresine özgüven yayıyordu. Ağzımdan salyaların akmasına neden olan Braden senelerdir aradığım sevgiliye benziyordu. Joss’u bu kadar sevmeseydim ve Braden, Joss’a akıl almayacak kadar tapmasaydı Braden’ı elde etmek için Joss’u ayağımın altında ezerdim. Braden neredeyse iki metre boyundaydı ve bu da onu, benim boyumdaki biri için ideal kılıyordu. Kolaylıkla göze çarpan, bir yetmiş sekiz boyunda bir kadındım -doğru topuklu ayakkabılarla bir seksenin üzerine rahatlıkla çıkıyordum. Joss’un erkek arkadaşı üstelik seksi, zengin ve sevimliydi. Joss’u deliler gibi seviyordu. Neredeyse on sekiz aydır birlikteydiler. Yakında Braden’ın evlenme teklif edeceğini hissedebiliyordum. “Büyüleyici görünüyorsun,” dedim kıvrımlarına bakarak. Joss, benim aksime, büyük memeli bir kadındı. Gözlerinizi kalçalarından da alamıyordunuz. “Geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Her ikinize de.” “Bana borçlusun,” diye homurdandı Joss. Diğer resimlere göz gezdirirken kaşı hafifçe yukarıya kalkmıştı. “Ressam ne düşündüğümü sorarsa ciddi bir şekilde yalan söylemem gerekecek.” Braden Joss’u belinden hafifçe kendine çekti ve ona gülümsedi. “Eğer ressam sanatı kadar gösteriş budalası ise vahşice dürüst davranmak varken neden yalan söyleyesin ki?” Joss adama sırıttı. “Doğru söylüyorsun.” “Hayır,” diyerek araya girdim çünkü izin verirsem bunu gerçekten yapacağını biliyordum. “Becca, Malcolm’un eski kız arkadaşı ve hâlâ arkadaşlar. Gidip de ona Robert Hughes’luk taslarsan kıçına tekmeyi yiyecek olan ben olurum.” Joss kaşlarını çattı. “Robert Hughes da kim?” İç çektim. “Ünlü bir sanat eleştirmeniydi.” “Bunu sevdim.” Joss şeytani bir tavırla sırıttı. “Dürüstlüğün imandan geldiğini söylediklerini biliyorsun.” “O temizlik değil miydi, bebeğim?” “Tabii ki temizlik ama dürüstlüğün de onu yakından takip ettiğinden eminim.” Joss’un gözlerindeki inatçı parıltı neredeyse nefesimin kesilmesine neden oldu. Joss baş edilmesi zor biriydi ve bir fikri olduğunda ya da bir şey söylemek istediğinde onu durdurmak için yapabileceğiniz çok az şey vardı. Onunla ilk tanıştığımda inanılmaz derecede içine kapalı bir insandı. Arkadaşlarının kişisel işlerine burnunu sokmamayı tercih ederdi. Braden’la tanıştığından beri çok değişmişti. Arkadaşlığımız ilerlemiş ve Joss hayatımdaki gerçekleri bilen tek kişiye dönüşmüştü. Arkadaşlığımız için ona minnettardım ama bunun gibi anlarda düşüncelerini kendisine saklayan, duygularını belli etmey

Recently converted files (publicly available):